нαℓιѕє's profileвιя вαкıνєя ѕємαуαBlogGuestbookNetwork Tools Help
October 30

Ay

 

 

 

 

broken heart red hair 2.0 Myspace Layout 

AŞK.. ! Kimse eğilip kaldırmıyor...

 

Gerçek aşklar yerini çakmalarına bıraktığı günden beri yerlerde sürünüyor kalpler…

Yaşayan bedenlerin, ölü ruhlarının dansı,

 çoktan vazgeçilmiş gündüzlerin bitişindeki gecelerde,

 acı adlı mizansenle sahne almaya başlamış artık hayat oyununda …

 

Bir nefes çekimlik aşklar ya da cicim aylarında kısıtlı kalmış

 o büyük coşkular kimi mutlu eder ki…

 Etmiyor da…

Çıplak bedenler kimsenin işine yaramıyor,

 oysa bunu herkes biliyor da yinede kimse ruhunu ortaya koymaya cesaret edemiyor. 

 Ne acı!

 

Aşk adına söylenen tüm cümleler edebiyattan alıntı olmuş ve sevgilinin gözünün içine baka baka,

 kendinin olmayan duyguların anlatımını bile yetersiz gören beyinlerle dolmuş ortalık. Laf!

 Yetmez tabi, eksik kalan duyguları edebiyatın tamamladığı nerde görülmüş…  

Şunu aşık adam bilir ; sözler değil gözler atabilir ancak aşka imzasını…

 

Edebiyat yanıltır adamı, sen bile yaşadığını sanırsın o duyguları,

 başkasının duygularını çaldığını kabul etmezsin bir türlü, kapılır gidersin o cümlelerin ihtişamına…

Ama bu kısa sürer, kendine geldiğinde anlarsın;

Mübalağ sanatıdır aşk, abartmayı sever yaşayan, gerçekle hayal arasında sıkışır yaşanan…

Sonra biter, yitirirsin işte aşk sandığın o şey her neyse!  Bitiyor, çünkü yaşanılacak sanılan yaşanamıyor…

Aşkı edebiyattan anlatmak büyük tehlikelidir, yanıltır!

Çünkü aşk, edebiyatın anlattığı o aşk değil artık…

 

Bir yangının enkazında kurtarılmayı bekleyen nice can,

bir damla su ümidiyle bakarken aşka, onun aslında ateşin ta kendisi olduğu unutuveriyor…

Sonrası tam bir hayal kırıklığı…

 

Aşkı anlamak lazım yaşamak için, hissetmek lazım anlamak için…

 

Atilla İlhan'lar Murathan Mungan'lar yapaylıkları örtmek adına mı sıradan kelimeleri en doğru şekilde bir araya getirip büyülediler…

"Ben sana mecburum" derken, bu cümlenin ayağa düşeceğini bilseydi,

 herhalde kendine saklardı üstad bu şiiri…

 

Aşk artık gerçek kimliğini yitirmiş, şimdiki hali her yaşayana ardından ağır faturalar keser olmuş,

sonu iflastır …

 

Aşk şiirlerde kalmış…

Şiirler sevgiliye atılan mesajlarda…

Aşkın edebi halidir görünen …

Yaşananın, uzaktan yakından aşkla ilgisi yoktur aslında…

Aşk beden dilinde kalmış, ruhlar çoktan enkaz  olmuş

Aşk yalnızlığı ört bas etmek olmuş,

Aşk sokaklarda, bir bar çıkışında aranılır olmuş…

Aşk artık bir nefes çekimlik…

Aşkı anlamak lazım yaşamak için

Aşkı hissetmek lazım anlamak için…

Oysa Aşk..

Çoktan ayağa düşmüş…

Kimse eğilip kaldırmıyor…

 

 


 

 

Yıkıcı bir aşk bu,
Yıkıyor milletin ortasına
Tutku yükünü.

Bölücü bir aşk
Ekmeği suyu bölüyor
Günde üç öğün.
Hain bir aşk bu,
Sizin eve hırsız girer
Onunkine polis.
Yasadışı bir aşk bu,
Evlenmeyi
Hiç mi hiç düşünmüyor.
Soyguncu bir aşk bu,
En sıradan ezgilerden
Sevinçler devşiriyor
Kökü dışarda bir aşk,
Dante ile Beatrice´inkine
Fena öykünüyor.
İşgalci bir aşk bu,
Samanlık sevişenin diyor
Başka şey demiyor

 

Ferhat olmana gerek yok
Bin dolmuşa gel...

annem bana dedi ki
şey dedi
"soğuk havalarda
kazak giy!" dedi
ama annem bana
"aşık olma"
demedi ki...

 

Bu şiirin ilk mısrası
Senin için yazıldı
ikincisini söylerken
Bilinmez kimi düşüneceğim
Gel de inan şimdi sen
Aşk şiirine.

 

 

 

HAİNLER GÜNÜ

Sevmek kimine göre ölmek demek
Ölmek kimine göre sevmek
Ama asıl gerçek ölümüne sevenler asla ölmezler...
Yalnız sen değildin en haini sendin
Kaderim ya ben hep hainleri sevdim.
Al işte hepsini buraya serdim.
Söylesene hangi kurşun senindi?
Hala unutmadım ihanetini
Kalbimin kıyamet alametini
Vereyim de al git emanetini
Söylesene hangi kurşun senindi?
Kalbimi alev alev yakan mı?
Hala yarasından kanlar akan mı?
Biraz önce şu sırtımdan çıkan mı?
Söylesene hangi kurşun senindi hangi kurşun?
Bir sende gelmedim ben bu hale
Şu hain aşkların hepsi benimdi
Tanıyıpta bulamadın mı hala
Söylesene hangi kurşun senindi hangi kurşun?
Hala unutmadım ihanetini
Kalbimin kıyamet alametini
Vereyim de al git emanetini
Söylesene hangi kurşun senindi?
Ne kurşunlar çıktı bilsen bu tenden
Ne aldınsa helali hoş olsun benden
Yazıktır ama acı olursam senden
söylesen hangi kurşun senindi
Gün ve gün öldürüp dirilten mi?
Akıl alıp çıldırtıpta delirten mi?
Alın artık şu canımı dedirten mi?
Söylesene hangi kurşun senindi?
Sen benim en beter halimsin artık
Nasıl olsa gözümde hainsin artık
Gördüğüm en büyük zalimsin artık

Söylesene hangi kurşun senindi?
Arada bir çıkartıpta bakarsın
Olur ya boynuna belki kolye yaparsın
Hainler gününde onu takarsın
Söylesene hangi kurşun hangi kurşun senindi?
Hala unutmadım ihanetini
Kalbimin kıyamet alametini
Vereyim de al git emanetini
Söylesene hangi kurşun senindi?

DoqяuŁαяıмı Göŧüяüceκ καđαя чαиŁıs yαpмαđıм Hαyαŧŧα (!)
c0κ sıκı$ŧıqıм чeяđe ß0s ßıяακŧıм Hep
Siмđi ßıяακŧıqıи ß0sŁuκLαяıи ßiяiиđeчiм ßeŁκiđe
Kiмseиiи đ0qяusuиu qöŧüямeđiм..
Hic κiмseиiиđe чαиŁı$ı 0Łмαđıм.

Чeŧмez мi ?

 

"ѕυѕкυη тєℓαşℓαяℓα öмяüм ρєяιşαη"

 



Kûn Fe Yekûn...

"Ol der ve olur!"

HASRETİM SANA

 



Gözlerinden bir yudum nefes alıp alıp sana yazıyorum yine. Yürek mürekkebiyle yazılmış onca
karalamaya inat seni yaşıyorum satırlarımda. Sen ve ben. İki ayrı kentin sabahında aynı güneşle
uyanan iki sevdalı. İmkansızlığın içinde, yokluğun acı nefesinde " aşkı " soluyan iki yürek. Boşver
canım. Suyla ateşin, geceyle güneşin birbirlerini sevmesi gibi imkansız olsa da aldırma. Yağmuru
dilenen kuru toprak gibi her sabah nefesini soluyorum ben. Güneşi bekleyen kuru yaprak gibi akşam
kızıllıgında seni bekliyorum. Biliyorum hicbir zaman kapımı çalmayacak ellerin, hiçbir zaman
ellerini tuttugumda avuç içlerin terlemeyecek. Bırak bu dünya bize hasret borcu olsun. Hasretlikler
hep demir parmaklıkların ardında kalsın. Kavuşmasın sırtlarımız birbirlerine. Değmesin dudaklarımız
dudaklarımıza. Sevgi bu değil mi ? Yokluğunda bile sevmeyi bilmek. Aşkı yücelten bu değil midir ki
?. Bak şehrime yağmur yüklü bulutlar konuk olduğunda ben seni ararım her damlasında. Saçlarımı
ıslatan bir yağmur damlası kadar berraktır sevgin.. Musluğu açıp avuç içlerime akan suyu delice
içmek. Çünkü içtiğim sendin. Kana kana yüreginin deryalarındaki nefesi içtim her defasında.
Gözlerim bağlı halde karanlıkta merdiven inerken hep senin sevdana yürür gibi emindim adımlarımdan.
Başımı kaldırdığımda bulutlar kanap açıp gözlerinin içinde sıcak iklimleri gördüm. Dokunduğum herşey
de ellerinin sıcaklığını aradım durdum. Oysa ellerini hiç tutmadım ki !.. Baktığım her noktada
gözlerinin derinliğindeki umudu sevdim. İnan gözlerini hiç yakından görmedim ama hep seni yaşadım.
Rüzgarın hep senin saçlarına ılık meltem gibi dokunduğunu bildim. Görmeden sevmeyi, dokunmadan
hissetmeyi öğrendim.
Seni sevdiğimden beri kuşluk vakti kıyamadığım gözyaşlarını kelebeklerin sırtında taşıyan bir yürek
oldum ben.Gözbebeklerinden süzülen nemli yaşları baharların koynunda kuruyan ciceklerin köklerine
sundum her defasında. Öyle değerli ki ; gözlerinden süzülen yaşlar , imkanım olsa o nemli yaşlarınla
ciceklerin yüreklerini yıkardım..Seni sevmek böyle duru böyle yalın bir aşk.. Seninle her gece
yıldızların sağnağında sana düşlerimi sundum. Bir an hayat yokusunda yorulsam, kenar köşelerde değil
ben senin yüreğinde " nefesini " soludum. Reyhan kokulu gecelere inat ben senin kokunla yetindim.
Rüzgarın keman çaldığı ve yıldızların nağmelerle bestelere gebe oldugu vakitlerde hep seni düşledim.
Sevgini soframdaki ekmek gibi bereket bildim. Ben senin gülen yüzünü sürdüm arsız yaralarıma.
Uykusuz yüreğime ayazlar çivileri reva görseler ben senin sacların daldım rüyalara..Seni düşündüm
zamanın ötesinde. İmkansızlıgı sevdim. Gözlerindeki nemin saflığını, gözyaşların duruluğunu ve iki
dudağın arasında hayata hediye ettiğin nefesini sevdim..


 

" Bilir misin
Nefesinde baharların soluduğunu ?
Bilir misin her gece
Yetim kuşların yüregine dolduğunu ?
Bilir misin her gözyaşınla
Topraktan yeni filizler doğduğunu ?
Uzaklar da bir canın
Senin her gülüşünde
Hayata sımsıkı tutunduğunu
Bilir misin ey yar.."
 


hasretim sana
kaburgamda sızım
kalbimde ağrım dinmiyor
hasretim sana
kavlu beladan
bu sırrı kimse bilmiyor
yokluğun cehennemdir
yokluğun ateş çemberi
savrulsa da ömrümün külleri
can tenden gitmiyor
hasretim sana
ne yapsam
bu sevda bitmiyor..


 

 

Unutulmaktır insanı unutulur kılan…Yaşama kucak açıp birden ağlamaya başlamaktır,tıpkı derin dehlizlere atılmış,karanlıkta uyumaya çalışan bebekler gibi.Sessiz ve çaresiz.

            Bir gece gökyüzüne çıkıp ay olmak istediğimi hatırlıyorum.Belki de bu yaşamı ve yaşamın içerisinde yaşayan insanları gökyüzünden seyretmek,hayatın kendisiyle yüzleşmekten daha kolay.Bir yıldız olup yalnızca kaderinizin ve düşüncelerinizin sizi götürdüğü noktaya kadar seyahat etmek.Tek istediğim budur belki de hayattan.Parlayan bir yıldız ya da kocaman bir ay olmak,asla unutulmamak.

            En çok sevdikleri tarafından unutulmak koyar insana,yüreğine dokunur yalnızlık tarafından hor görülmek,bir köşeye atılmak,uzaklaştırılmak.Boşlukta bir su damlasının çınladığını duymak gibidir,en ufak bir sesi bile sevdiğinizin sesi sanırsınız.Biri uzaklarda sizi bekler,tüm hayallerinde sizi canlandırır gibi düşünmek rahatlatır çoğu zaman,özellikle beni.Fotoğrafların renklerine dalıp renkli bir dünya hayal ederim.Unuttuğum şahsın yüzündeki çizgilerden hesap sormak gibi yüz kaslarımı çalıştırıp sıkarım kendimi.Dişlerim kendinden geçer,düşlerim hayal kırıklığına uğrar.Sessizce oturup ağlarım,yalnızlıkla kavga ettikten sonra ferahlamaya çalışırım ama başaramam.Çünkü o artık yoktur benim için.Ben bu köşede otururken o benim köşemden bir haber tavırsızdır.Duyumsayamaz beni ben onu duyumsarken.Değerlerinin ortasında çömelip ayaklarına hükmetmeye çalışmasını isterim.Beni bir şekilde aklının bir köşesine bir anlığına olsa bile bir tek duyguyla çizmesini isterim.İsterim ama söyleyemem.Çünkü o uzaklardadır.Ben onun sevgisine muhtaçken ve düşünülmek isterken,onun düşünecek başka şeyleri vardır.”Yalnız değilsin “der Aydilge,”Yüzüme baksan fark edersin,elimi tutsan hissedersin” der.Hissedilmek isterim ben de doyasıya hissedilmek.

            Gökyüzüne baktığımda benim şarkımı çalmalarını isterim.Doğaya bakarken,kirpiklerimin kirpiklerinde birleşmesini isterim.Bilirim,doğanın güzel yüzü içinde saklıdır mutluluğum,benliğim.

            Bir şeyler kıpırdanırsa göğsümde,aynı şekilde bir şeyler burulmaktadır.Unutulmanın acısıyla sararan rengimi beyazlaştırmaya çalışırım.Yeterli olmaz düş macunları,düş suları…

Ama ben yine de bilirim.Unutulmak hatırlatır insanlara,güven duygusuyla yola çıkmak ve sabretmek.Dostluklarda sabır ister,sizi gönülden vurmayacak tek değerli ay, sabırdır.O parladıkça size ışık verir.Sizde o ışıkla aydınlanan yolda güvenle yola çıkarsınız.Parlarsınız yol boyunca.

            Eğer unutulduysanız siz de bir ay ile konuşun.Tenindeki o parıltıyı aldıktan sonra unutulduğunuz insanların ayın hiçbir yüzünde yer almayacağını görürüsünüz.Çünkü ay,sabredip değer verenlerin yuvasıdır.O yuvaya çıkmaya cesaret edip,oraya yerleşmeyi bilenler parlar,bir ömür boyu ve göğe yükselir…

 

 

Gecenin Hüznü

Gecenin hüznü çöktü sardunyalara
alabildiğine karanlık bahçe
ne yıldız ne de ay var bu gece
Düşüncelerim ise
volta atıyor beynimde
Mahkumum yine
senin yerine
………
Çıkmaz sokaklardayım
Dilimde söyleyemediğim sözlerim
yüreğimde sevgin
alaca karanlıktayım
Sürgüne göndermişim baharlarımı
ben hep kıştayım

sen,
çözülmesi zor bir bilmece
adın gibi iki hece
uğulduyor beynimde
sevdam
sevdam kanlar içinde
vurdum onu az önce

bilmem
sensiz kaçıncı gece
gizlenmiş hayalin
gölgelerle dans ediyor
alay edercesine

karanlık çekiyor içine sinsice
kaçış yok duygulardan
bir kadeh kırmızı şarap
yazdırsada birkaç mısra
kırık dökük birkaç hece
anlatmıyor duygularımı bu gece

ruhum gibi alacakaranlık gece
bırakıyorum kendimi
senli düşlerime
esir alıyor beni duygularım
sorgusuz sualsiz her gece…….. 

                                                           F. Beyhan Kızılay
 

 
 
вιя вαкıνєя ѕємαуα  

 

вιя вαкıνєя ѕємαуα єℓ αç уαяα∂αηα

уαяα∂ıℓışıη∂αη ∂σℓαуı ιηѕαη σℓ∂υğυηυ υηυтмα

Ziyaretiniz için teşekkür ederim

Saygı çerçevesinde olsun paylaşımlarımız

 Teşekkürler

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
eLveda birTanem..
eLveda birTanem..
S£VMİŞTİM
Hemde çok sevmiştim seni
Atan kalbimin seslerinde
Çektiğim nefesimin sıcaklığında
Sana baktığım gözlerimin ışıltısında sevmiştim..!!
Canım Nadide çicegim vazgeçilmezimsin demiştim
Küstüğümüzde
Hiç olmadık nedenlerdenbirbirimize kırıldığımızda
Gözlerimden akan sana olan sonsuz sevgimle
Çektiğim nefeste
Duyduğum sesler'de
Yine de sen benim tek sevdigimsin demiştim..!

eLveda birTanem..

Bu kadar büyük sevgimi olur
Dağlar bile dayanamazdı ağladı
Sende dem tutmuş sevgime
Ne oldu neler olduda
Sevgim sende kırıldı tüm hayatım mahvoldu
Acılarmı artık benim hayatımı sardı
Bir türlü kendimi sende tamir edemiyorum
Düşündükçe gönlümde kahrolup gidiyorum..!!

eLveda birTanem..

Güzelsin sen nadide bir çicek gibi teksin dediysem
Bana böylemi yapman gerekiyordu.
Beni kahredip üzmekden zevkmi alıyorsun
Ne istedin benden ne istedin tertemiz sevdamdan
Ve sonunda istedigin oldu işte ayrıLdık
Ş
aşkın şaşkın sana bakan gözlerimde..!!

eLveda birTanem..

Açmamış güllerde koksan da
Bir çiğ olup yüreğime damlasan da
Gönlümde yıllarca sakladığım resmini
Defalarca his ve duygularımda sevdim okşadım
Bundan sonra sadece
resimlerini sevecegim
İstemiyerek seni yırttım parçaladım kırıştırdım attım
Yinede yinede dayanamadım
Çünkü seni çok ama çok seviyordum..!!

eLveda birTanem..

Sendeki beni askını sevgini herşeyi bitirmişsin
Hayırlı olsun sen beni demekki hiç sevmemişin
Hayatımda herşeyi degil ama seni kaybettimm
Evet senn yoksun şimdi siirlerimde yüregimde

eLveda birTanem..


Boğazımda bir düğüm konuşamıyorum
Oysa anlatmak sölemek istediğim okadar çok şey varki
Ellerim titriyor gözlerim doluyor nefes alamıyorum içiyorum
Yokluğuna hergün sabahlara kadar ağlayarak için için yanarak
Canım çok yanıyor içim çok acıyor susuyorum
Caresizlikten karanlıklardayım şimdi diplerdeyim bittim

BİTİRDİN BENİİ OYSA SEVMİŞTİM SENİİ..!!!.ÇIKARSIZCA MASUMCA DELİCE..!!

Sen kabullendin herseyi BİTİRDİN.!! ben değil olamamda yapamamda
Ne zaman bitersin bende bilmiyorum..! ne kadar sürer onuda bilmiyorum
Tek bildiğim seni herşeye rağmen herkese inat çok seviyorummmmmmm..!!
Bu
aşkı sayende burada bitiriyoruz elveda BİRTANEM elvedaa..!!!
1 day ago
leylawrote:
Gözlerinin İçi


söğüt olsam eğilirim
nazlı dal veren toprağa
çiçek olsam meylederim
dağ başlarında kokmaya

güneş olsam tez doğarım
gökyüzüne çıkmaya
aras olsam yol bulurum
yattığın yere akmaya
aras olsam yol bulurum
yatağına akmaya

gözlerinin içini öpeyim
yüreğim serinlesin
şiirler yetmez sevdama
öylesi derinimsin
şiirler yetmez sevdama
türkünün demindesin.

damla olsam dökülürüm
ak ellerini yuğmaya
gözyaşıysam sabrederim
kirpiklerinde kalmaya
gel gör ki sevdakârım
aşk oduyla yanarım
bu hallere düşmemi gözlerine sayarım.

gözlerinin içini öpeyim
yüreğim serinlesin
şiirler yetmez sevdama
öylesi derinimsin
şiirler yetmez sevdama
türkünün demindesin
__________________
 
 
  
  
3 days ago
leylawrote:
 
Feb. 2

MUTLU YILLLAARRRRR


 

MUTLU YILLAR ARKADAŞIM
 
ÇOK MUTLU OL
 
GÖZLERİNDEN MUTLULUKTAN YAŞ AKSIN...
 
 
 
  ♥ Bir yıl daha bitti, ama sakın üzülme zaman çabuk geçiyor diye... Unutma ki herkes aynı şeyi yaşıyor. Bu yılın sonunda geriye baktığında umarım "harika bir yıldı" dersin.. Dileğim bugün dilediğin tüm dileklerinin gerçek olması. Geleceğini oluşturacak her yeni gün, bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olsun! Belki yanında değilim ama bil ki kalbimin en derin yerinde bugünü seninle kutluyorum. Nice yaşlara...  
 

Image and video hosting by TinyPic

 
 
 
 
Jan. 30

img137/9450/petalos2graphicokkirl5.gif
 
halise semazen
 
 
 
 

 

http://cosasinteresantes.blogdiario.com/img/velagrande.gif 

  

 

SEVGİLİ ARKADAŞIM  

SİZE UZUN BİR ÖMRÜN

HER GÜNÜNDE ,

SEVDİKLERİNİZLE BİRLİKTE ,

SAĞLIK MUTLULUK VE BAŞARILAR

DİLİYOR ,

DOĞUM GÜNÜNÜZÜ YÜREKTEN KUTLUYORUM.

HER ŞEY GÖNLÜNÜZCE

OLSUN 

 

http://cosasinteresantes.blogdiario.com/img/velagrande.gif 

  

 
Image

 

  

 
  
 
 
Grafik 
 

A

MEHMET CEM DOĞULU

Jan. 30
 
GÜNAYDIN her seher açan al gülüm,
GÜNAYDIN visale yürünen yolum,
GÜNAYDIN ağzımda en tatlı dilim,
Mukaddes üç harfli hecem GÜNAYDIN

GÜNAYDIN vatanım kentim bucağım
GÜNAYDIN şefkatli ana kucağım
GÜNAYDIN sevgiyle yanan ocağım
Sevdamı tüttüren bacam GÜNAYDIN

GÜNAYDIN şiryanda her an atanım
GÜNAYDIN aşk ile doğup batanım
GÜNAYDIN saflığı mesken tutanım
Karlı dağlardaki yücem GÜNAYDIN

GÜNAYDIN sevincim kederde vayım
GÜNAYDIN şelale besleyen çayım
GÜNAYDIN buluta girmeyen Ay’ım
En parlak yıldızlı gecem GÜNAYDIN

GÜNAYDIN baharım şimşek çakışlım
GÜNAYDIN yüreği sevda nakışlım
GÜNAYDIN can parem kahve bakışlım
Gönül ülkemdeki racam GÜNAYDIN

GÜNAYDIN dünyanın en melek yüzü
GÜNAYDIN içimde dinmeyen sızı,
GÜNAYDIN hayatım yemyeşil gözü,
Gönlümün fermanı GÜNAYDIN
Jan. 30

 
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 
VURULDUK EY HALKIM UNUTMA BİZİ..
 
dağ gibi karayağız birer delikanlıydık,
babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı
kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini,
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
ecelsiz öldürüldük
dövüldük, vurulduk, asıldık.
vurulduk ey halkım, unutma bizi... 
 

 

 

yoksullugun bükemedigi bileklerimize, çelik kelepçeler takıldı.
işkence hücrelerinde sabahladık kaç kez,
isteseydik, diplomalarımızı mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık.
mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık.
yazlık kışlık katlarimiz, arabalarımız olurdu.
yüreğimiz işçiyle birlikte attı, köylüyle birlikte attı.
yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma.
bizleri yok etmek istediler hep.
öldürüldük ey halkım, unutma bizi...  

 


fidan gibi genç kızlardık; hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden.
yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında iskencecilerin acimasiz ellerine terkedildik.
direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarimizi fırlattık boş birer eldiven gibi.
utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden.
hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...

  

http://cid-6c74a62aa536cdc1.spaces.live.com/blog/cns!6C74A62AA536CDC1!12010.entry#comment

  

   

 

M E H M E T  C E M  D O Ğ U L U

  


Jan. 23
 
İkİ KuM TaNeSi
 
 
 
 
 
 
 
Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok

sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar. Birbirlerini yanlarında

canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler. Derken bir rüzgar çıkmış kum

tanelerinden biri yerinde kalırken diğeri biraz uzağa savrulmuş. Çok

uzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini. Sevgileri hiç

azalmamış yine sevmeye devam etmişler. Birbirlerine ulaştırabildikleri

sesleriyle haberleriyle yaşıyorlarmış ve artık görmeden seslerinde

sevmeyi öğrenmişler.

Bir gün biri diğerine "sevdamız sonsuza erişmesi için aynı anda bir

dilek dileyelim" demiş. Ikisi de aynı anda bir dilekte bulunmuşlar ve

tam o sırada bir fırtına çıkmış. Bu kavuşmamız sevdamızın sonsuza dek

sürmesi olabilir diye ikisi de kendilerini fırtınaya bırakmışlar.

Gözlerini kapayıp fırtına dindiğinde sevdalarının yanı başında olmuş

olmayı arzulamışlar. Fırtına o kadar kuvvetliymiş ki o güne kadar

yıllarca yerlerinden kıpırdamayan kumlar bile başka yerlere

savruluyorlarmış.

Fırtına günlerce sürmüş kum taneleri de oradan oraya savrulup durmuşlar.

Ikisini de bir sabırsızlık sarmış. Fırtına durmuyor aksine artıyormuş.

Fırtına dinmek bilmedikçe onlarda sabırla sevmeği öğrenmişler. Günler

geçmiş sonunda fırtına durmuş gözlerini açtıklarında ikisi de başka

alemlerde bulmuşlar kendilerini. Bu fırtınanın onları birleştireceğine

o kadar inanmışlar ki birbirlerini yanlarında bulamayınca yüreklerinde

derin bir acı hissetmişler ve acıyla sevmeği öğrenmişler. Kendilerine

birazcık geldiklerinde ikisi de bu fırtınayla başka başka yerlere

savrulduklarını anlamışlar. Biran ölmek istemişler ama sonra

birbirlerini hiç görmeden engellere rağmen sevmeği

öğrenmişler. "Eskisi gibi bağırsakta sesimiz ulaşmaz ki birbirimize"

demişler. Ikisi de yeni yerlerinde kimseyle konuşmamışlar ve yıllarca

hep susmuşlar. Hep yeni bir fırtına ümidiyle birbirlerine ihanet

etmeden beklemişler. Böylece umutla sevmeyi öğrenmişler. Yıllar geçmiş ama

sevgileri hiç geçmemiş.

Birbirlerinden hep umutlu olarak yaşamışlar. Bir gün ikisi de

birbirlerinden habersiz aynı anda gözlerini kapamışlar ve kavuşmak için

yeniden fırtına çıkmasını dilemişler. Beklemişler beklemişler ama

fırtına bir türlü çıkmamış. Kendilerini tüm benlikleriyle fırtınaya

bırakmak için oldukları yerde dönmüş durmuşlar ama hepsi nafile küçük

bir rüzgar bile çıkmamış. Sonunda durmuşlar ve gözlerini açmışlar.

Sevdiklerinin yıllarca beklediklerinin tam karşısında

durduklarını görmüşler ve hemen ikisi de yıllar önce diledikleri dileği

anımsamışlar.

Dilek şöyleymiş "Allah'ım bizi birbirimize her şeyiyle sevmeği

öğrendiğimizde kavuştur. Öğle kavuştur ki sevdamız sonsuza erişsin."

Sonunda anlamışlar ki birbirlerinden çok uzaklarda geçirdiklerini

sandıkları yılları aslında birbir yanı başlarında geçirmişler.

Dileklerinin kabul olması için yılların geçmesi gerektiğini öğrenmişler

çünkü onlar sevmeği her şeyiyle öğrenmeği dilemişler.

Dilekleri kabul olmuş umutla uzakta...her

şeyiyle sevmeği öğrenip birbirlerine kavuşmuşlar. Sevmeği bildikten sonra mesafeler aylar...asla sevdayı

söndürmez ama sevmeği bilmedikten sonra yanı başında...
 
(İYİ AKŞAMLAR  MUTLU BİR HAFTA SONU DİLEKLERİMLE)
 
 
 


 
 
 
 
Jan. 22
 
GÜNAYDIN ,  HER ŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN
Jan. 19


Gel desem sana ....
Hiçbir şey sorma,hiçbir şey konuşma,sadece gel...
Gelir misin??
Hadi desem yada..??
Hiçbir şey sormadan yine benimle yürür müsün sonu belirsiz...??
Bakmasan,görmesen,duymasan beni günlerce...Aylarca belki....
Yine beni sever misin?
Gözden ırak olan gönülden uzak olurmuş derler ya..
Yanımda olup uzak olanlardansa,uzakta olup içimde olmayı becerebilir misin


Aylar sonra,yıllar belki..
''Seni sevdim..Senden gelen iyi-kötü her şeyi sevdim.Ve hep seveceğim..''
Diyebilir misin..??




Yanında otururken bile zaman zaman beni deli gibi özleyebilir misin??
Her ayrılışımızda sabaha,bir daha görememek korkusuyla delirir misin?
Her gelen telefonda 'ben' diye irkilir misin sebepsiz..?
Beni her dakikana taşıyıp yaşamayı becerebilir misin??

Beni ,ben gibi sevebilir misin??
Delirsem bir gün..''Canıımmm...'' diye yine sarılabilir misin?
Kapris yapmak istesem...Yapsam hatta şımarıp,kalabalıklarda elimi tutabilir misin?

Hayat bir gün bana oynarsa,maskeleri yırtıp her yerimden,yine beni görebilir misin??
Ne şart ve konum olursa olsun,göz bebeklerimin hep aynı bakacağını bilebilir misin

Ya da ben hayatla oynamaya kalkarsam bir gün nefesimden sıkılıp
Ölsem bir gün,yaşadığın her gün için benimle, 'bir saniyesi için bile pişman değilim' diyebilir misin?

Sevgilim ol diyorsun bana....

Sen bu sevgiyi kaldırabilir misin?

Jan. 15
leylawrote:

Image Hosted by ImageShack.us 

 

Sevgi Damlası…

 

Bir avuç sevgi deniz doldurur
Ağlayan çocuğu bile güldürür
Yükü dağlar olsa yine kaldırır
Bir tebessüm olur sevgi damlası

Okşar ruhları ılık ılık bir sevgi
Yosun gibi gönül derinliğinde
Bir demet çiçek gibi dostun elinde
Bir sevdadır gönülde sevgi damlası

Mızraklar saplı iken kalp arasında
Melhem olur sevgi ok yarasında
Çağreler tükense çöl ortasında
Çölleri aştırır sevgi damlası

Belalar yagsada dağlara taşa
Sevgiyi ögretsen kuzguna kuşa
Bin türlü belaler gelsede başa
Belaları yok eder sevgi damlası

Karlar yağsa tüm yolları kapatsa
Fırtınalar nesı dağlara atsa
Arşı âlayı da buzlar kaplasa
Eritir buzları sevgi damlası

 


 

Çeşitli Hareketli Resimler 

 

SAĞLICAKLA KALIN…

ALLAHA EMANET OLUN…

 

Jan. 14
leylawrote:


 

Gül Efendim,
Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana. Elimin müjdesi, dilimin muştusu, Gönlümün hakikat ruhu, ufkumun kahramanı, dünyamın zimamdarı, Hilkaten fatiham, Nübüvveten hatimem, ezelen ve ebeden Efendim.
Varoluş varlığım, gül çağında gül ıtırım. Gül Efendim. Canların cananı, güllerin gülistanı, Sonsuzluk aşkımın nur-u ummanı, gönül dünyamın mihveri, Hayat eksenimin odağı, en mühim nokta-i nazarım, Her halükarda başvuru kaynağım, rehberi furkanım, Yegane sığınağım, barınağım ve limanım, Gül Efendim. Tesellim, bahar iklimim,Hayatıma hayat sunan biricik modelim, İnsanlığın iftihar tablosu Hazreti Peygamberim, Âlemlere rahmet olarak gönderilen, İnsanlığa armağan olarak vazifelendirilen, İlâhi ikramım, canım, cananım, İnsanlığa, insanlığı ve imanı soluklayan muhbir-i sadıkım. Gül Efendim. Teri Gül kokan, gönlü Gül kokan, ömrü Gül kokan, Gül Efendim. Tebliğden önce temsil gücüm, Korkutmayan, ürkütmeyen, nefret ettirmeyen, sevdirenim, Zorlaştırmayan, kolaylaştıran, iyilikle, güzellikle davrananım, İnsanlık âlemine nümune-i imtisalim, Muhabbetiyle, hoşgörüsüyle, yaklaşımıyla, Eşsiz özellik ve güzelliğiyle yaşayan Kur’ân’ım, Gül Efendim. Başlara baş, kalplere ilaç, ruhlara ışık ve ufuk, Rengime renk, çizgime çizgi, ölçüme ölçü,
Renk, renk, huy, huy, çizgi, çizgi, yol, yol izdüşümler halinde, İçimde, metafizik yönümde yaşayanım, Gül Efendim. Ahengim, rengim, özümde biçimlenen irfanım,
Hayat seyrimin fethi, damarlarında dolaşan imanım. Kafa, kalp ve ruh bütünlüğümde şekillenen Sultanım, Beni nice ümitlerle hülyalandıran hayalim, gerçeğim, Düşüm, gülüşüm. Gül Efendim. Gecelerimin ışığı dolunayım, Gül baharım, Nazenin fidanlarımın üstünde çiçek çiçek açıverenim, şafak serinliğimi, bakış derinliğimi dupduru sularıyla yıkayanım, Kutlu zaman dilimim, ölümsüz bahar atmosferim, Sevgi oymağımda sevincim, sevgilim, Hiç başımı yastığımdan kaldırmadan, gözümü kırpmadan, Asırlarca sürüp gitmesini istediğim tatlı rüyam, Misk-i anberim,solmayan boyam, Dimağımda elvan elvan lezzetim, izzetim, şerefim, Gül Efendim. Ahmedim, Mahmudum, Muhammedim, Halık-ı Yezdanımdan, Sultan-ı Müeyyedim.
Gül Efendim. Hayatımın siyeri, vasfımın şemaili, Yakınlığına yakınlığımın ifadesi hilyem, şanına layık mi’racım, namına layık mesnevim, Terennümlerim üzerine bestelenmiş ilahim, Kağıt kağıt, kalem kalem, kitap kitap, söze layık, kelama layık,Aşkım, vecdim, muhabbetim, Gül Efendim. Gönlümün gülü, sinemin sünbülü, Yüreğimin bülbülü, derdimin dermanı, ruhumun fermanı, Nazlı ve nazenin gözbebeğim, nur-u dilaram, Andelib-i Zişanım, sevda iklimim, güzel kokan mevsimim, Rahman ve Rahimin kudretiyle, İbrahimce, Ahmedi nefesli yarim, Gül Efendim. Güneşim, yıldızım, ışığım, Medine’deki nurum, ak kalbime Banu Cihanım, Güçsüzlüğümün gücü, çaresizliğimin çaresi, şanım, Gül Efendim. Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana. Gül Efendim. Senin olmadığın yıllarda, Çölün ortasında alevler almış başını gidiyordu. Küfürler kavurarak, har vurup harman savuruyordu. Gündüzler anlamını yitirmişti. Geceler büsbütün yalanları solukluyordu. Dalga dalgaydı nefesler, kısılmıştı, titrek titrekti sesler. Gündüzler de, geceler de hiç yaşanma imkanına erişemediler, Yetimdi sözcükler ve sevgiler, acılar besteliyordu yürekler. Cahilce işleniyordu cinayetler, kızlarını diri diri toprağa gömüyorlardı babalar. Cinnet karargahına dönmüştü kalpler, hırpalanmıştı bünyeler, Hor hakir görülüyordu, insandan bile sayılmıyordu kadınlar, Çarmıha geriliyordu masum ve narin kelebekler, Hayat hakkını bulamıyordu bebekler, körpeler. Güçsüzlerin gücünü emerek güçleniyordu güçlüler, Dünyaya dünya olduğunu hissettirmediler,özleminle dolup taşıyordu özlem yüklüler, Senin olmadığın yıllarda, zamanlarda, Gül Efendim. Ah keşke ne olur hep aşkınla oturup aşkınla kalkabilsem, Ruhların yükselişleri gibi ufuklarında dolaşabilsem, Ne yapıp edip de taa iç dünyalarına derinlemesine akabilsem, Mecnun gibi arkandan yorulmadan koşabilsem,  İçime bir kor gibi düşerek, ocaklar gibi yanabilsem, Sensiz geçen her türlü acılardan ah bir kurtulabilsem. Gül Efendim. Yine karanlıklar bastı, ışıklar kesildi, ipler gerildi,
Bulutlar üstümüze karargah kurdu, çıkmaz sokaklar çoğaldı, Yollar çatallandı, insanlar yoruldu, daraldı, bunaldı, Varlık içinde yokluk çektiriliyor can taşıyanlara,
İmdat çığlıkları dağlar boyunca dalgalandı, Kara çizgiler belirdi kara bahtımızda, Yitirdik kendimizi, senin aşkını yitirdik. Tuzakların esaretinde inlemekte kulaklarımız. Feri kesildi gözlerimizin, tesiri kalmadı sözlerimizin, Divanelere döndüğümüz muhakkak, yaya kaldığımız muhakkak. Kendimizi unuttuğumuz muhakkak, Seni bilmez olduğumuz muhakkak. Gül Efendim. Sana her zamankinden daha muhtacız Efendim, Uyandır gaflet uykularından bizleri Efendim, Yeniden içime, gönlüme, metafiziğime doğ Sen. Ey Sevgili. Gül Efendim. Öyle bir doğuşla doğ ki, öyle bir gelişle gel ki, öyle bir sarışla sar ki; dünyam başkalaşsın, gönlüm yenilensin,
Ufkumda ısı ve ışık yüklü güneşler doğsun. Gecelere renk veren aylar semalarımı kaplasın, Yıldızlar saf saf etrafımda dizilsin, hakikatler sezilsin. Bilinmesi gerekenler bilinsin, derilmesi gereken güller derilsin. GülEfendim. Gel ey aşk ikliminin Sultanı, Gel ey güzellik şahikalarımın dolunayı, Gel ey vefa ve safa göklerinin hilali, cemali,
Gel ey güzellikler ordusunun hakanı, varlık aleminin özü, kemali. Gel, gel de dağıt şu zulmeti. İkram et, yitirdiğimiz cenneti. Deriver içimize layık gülleri, sünbülleri,
İtiverme ne olur elinin tersiyle bizleri. Aklımıza sun akılları, basiretleri, Gül Efendim.
Gel, kine kilitlenenlerin kilidini kırmak için, Nefrete odaklananların nefretini ortadan kaldırmak için, Düşmanlığa sadık kalanların, zavallı ruhların, Boyunlarındaki zincirleri çözüp açmak için, GülEfendim. Gel, Senin sevginle sevgilerimizi, Senin merhametinle merhametimizi, Senin şefkatinle şefkatimizi, Senin sinenle sinelerimizi, Senin muhabbetinle muhabbetimizi, Senin hoşgörünle hoşgörümüzü
Coştur Efendim, bizleri koştur Efendim. Gül Efendim. İçimize bir Gül, gönlüzüme bir Gül, özümüze bir Gül Gül Efendim. Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana. Gül Efendim.

Jan. 13
Jan. 12

 

  

  




Artık Üşümüyorum...


Ne zaman
Bir filmi izlerken uyuya kalsam
Kollarımda uyandığın sabahlar geliyor aklıma
Ve burnuma kızarmış ekmeğin kokusu...
Artık ne öyle sabahlar var
Ne de
Adımı yazman için
Nefesinle buhunlanan camlar...

Kar yağdığında nasıl da çocuklaşırdın
Sıkı sıkı sarılırdın gök gürlediğinde..
Yarım bırakırdın okuduğun her kitabı
Ve hep
Aynı sarkıyla yumardın gözlerini geceye...

Suratını asardın eve geç gelsem..
Sonra bir endişe sarardı yüreğini
“ya gün olur da hiç çalmazsan bu kapıyı? ”
Korkun bana bulaşırdı hemen
O an, binlerce kez kaybederdim seni...
......

Seni bana düğümleyen korkuların yerini
Şimdi koskoca bir boşluk aldı..
Çok zaman geçti,
O zamansız telaşların üzerinden...
Biliyor musun artık üşümüyorum
Yorganı üstümden çekip alan yok
Geceleri uyurken...





 

Bu Gece Uyuyamazsın Sen ...


bu gece uyuyamazsın sen
çetin bir sızı sarar odanı
sen şimdi ağlarsın da...
umutsuzca akıtırsın göz yaşlarını

radyonu açmış şiirler dinliyorsun
elinde kalem.. kadere sitem ederek
yalnızlığına dizeler arıyorsun
şarkımızı söyleyerek...

bu gece üşüyeceksin biraz
anılar gelip seni vuracak! üzüleceksin
ısınmak için güneşi bekle
bazı geceler soğuk eserim ben! bilirsin...

gece sana emanet...
bu şehri bir kez daha terk ediyorum
gelemediğin bir yerdi vardı hani?
İşte oraya! yine gurbete düştü yolum......

Ve bu gece seni uyku tutmaz
Biliyorum.... 
 
 
 
 

Jan. 12


Yanıyor bu şehir içimdeki yangınımla..
Söndürmek mi? Ne çare..
Yanmakta Güzeldir Bazen..

Yakan Değerliyse.
 
 
GÜNAYDIN SEVGİLİ DOSTLAR
HER ŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN
Jan. 9